GUNAYASLAN.COM
goP.I.P. Webdesign auf Usedom
Ana Sayfa arrow Tüm Yazilar arrow Maç savaşı
Sunday, 05 September 2010
Maç savaşı

Dün Fenerbahçe –Galatasaray ‘dostluk maçını’ izlemek amacıyla Mönchengladbach’a gittim. Verilmiş sadakam ve biraz daha yaşanacak zamanım varmış ki eve salimen dönebildim.

Gerçekten Allah korudu! Yoksa şimdi helvamı yiyiyor olacaktınız.

Tanrım; daha stada girer girmez savaş meydanına adımımı atmış olduğumu anladım ve pişman oldum ama iş işten geçmişti.

Bu saatten sonra pişmanlık fayda etmezdi.

‘Dostluk maçı’ başlar başlamaz, hakem düdüğü çalar çalmaz kıran kıran ölesiye bir savaş yaşanmaya başlandı.

Tekmeler havada uçuşuyor, futbolcular top yerine birbirlerine vuruyor, birbirlerinin boğazını sıkıyor, saçlarını başlarını yoluyor, formalarını yırtıyorlardı.

Elbette seyirci de boş durmuyordu.

Seyirci de sürekli olarak sahaya meşaleler atıyor, çim sahayı yangın yerine çeviriyordu.

Hakem baktı olacak gibi değil maça ara verdi.

Hakem üçlüsü Moğol saldırısından kaçmaya çalışan Bağdatlı tücarlar gibi can havliyle kaçıp, içeri girdi.

Saha cayır cayır yanıyor, seyirciler karşılık olarak attıkları küfürlü sloganlarla yeri göğü inletiyorlardı.

Göz gözü görmüyordu.

Uğultudan ve küfürlü sloganlardan başka bir şey duyulmuyordu. Sürekli anons yapılıyordu ancak ne denildiğini anlamak mümkün olmuyordu.

Herkes can siparene savaşıyordu.

Bir ara baktım ki boğuluyorum.

Olaylardan tehlikeyi fark edememişim.

Nefesım tıkanıyor, gözlerim yaşarıyor, yüzüm şişiyor, kulaklarım patlayacak gibi oluyordu.

Atılan sis bombaları yüzünden yalnızca ben değil, benim gibi astımı olanlarla çocukların çoğu boğulma tehlikesi geçiriyordu.

Avrupa’nın göbeğinde yeni bir katliam yaşanıyordu.

Mönchengladbach stadında topluca ölüyorduk.

Bereket devreye polis girdi.

34 bin seyircinin tıka basa doldurduğu stada en az seyirciler kadar polis gelmişti.

Almanya ne kadar polisi varsa buraya göndermişti.

Kim bilebilir belki ordusunu da alarma geçirmiş, hatta NATO’dan yardım da istemişti.

Anlaşıldığı kadarıyla durum çok ciddiydi.

Polis geldikten, yangın söndürüldükten sonra hakem üçlüsü sahaya geri geldi.

Oyun yeniden başladı ancak yine sık sık kesildi.

Kaldı ki hakem maça ara verinceye kadar, dostluk maçı olmasına rağmen bir kırmızı, sekiz de sarı kart göstermişti.

Böyle giderse bütün oyunculara kırmızı kart göstermesi ve maçı iptal etmesi gerekecekti.

Galiba hakem ve stad yönetimi her yeri kırıp döken seyircilerin tepkisinden çekinmekteydiler.

Bu yüzden durumu idare ettiler.

Hakem sürekli faul çalarak oyunu bitirdi.

Top bir oyuncudan diğeri gidiyor ve gider gitmez de oyun hemen duruyordu.

Çünkü futbolcular topa değil birbirlerine vuruyorlardı.

Neyse, maç bu şekilde bitti.

Tam kurtuldum diye seviniyorken bu kez çıkışta yeni bir tehlike atlattım.

Galatasaraylı Sabri kendisine sataşan bir taraftarın boğazına sarılmış bırakmıyordu.

Futbolcu daracık alanda genç taraftarı boğmaya çalışıyordu.

Bir anda binlerce seyirci olayın yaşandığı daracık alana doğru koşunca ezilme tehlikesi geçirdim.

Sonunda kendimi zor bela arkadaşların arabasına attım.

Hemen otobana çıktık. Oradan uzaklaşmak, hayatımızı kurtarmak istiyorduk.

Yanılmışız…

Çılgın Türkler bu kez otobanda bozkırda çılgınca at süren atalarının ruhlarını yadediyorlardı.

Arabanın biri üstümüzden, biri yanımızdan, ötekisi altımızdan geçiyordu!

Kendimizi bir benzinliğe zor attık.

Orada bekle babam bekledik.

Çılgın Türklerin gittiğinden emin olduktan sonra anca yola çıkabildik.

Eve geldiğimde korku hala geçmemişti . Dehşet içinde kendimi yatağa attım.

Öte yandan haksızlık etmeyeyim, maça gitmemim bana bir yararı da oldu.

‘Yıllardır süren savaşa rağmen Türklerle Kürtler arasında neden bir boğazlaşma yaşanmıyor?’ sorusunun cevabını oradan aldım.

Bunu öğrenebilmek için yıllarca beklemem gerekmiyormuş. Türklerin bir maçına gitmek yetiyormuş.

Görebildiğim kadarıyla Türkiye toplumu içindeki öfkeyi , kini, nefreti ve tepkiyi futbolla dışa vuruyor.

Bu manzaraya bakınca insanın içinden iyi ki futbol var demek ve bunu icat eden İngilizlere teşekkür etmek geliyor.

Yoksa Maazallah tarihte hiçbir halkın başına gelmemiş olan felaket Kürtlerin başına gelirdi.

Besbelli ki halkımızın da verilmiş sadakası varmış...

Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır

22.07.10

Yorumlar
Yeni Ekle Ara
Yorum yaz
Ad
E-posta:
 
Ba
 
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.

3.26 Copyright (C) 2008 Compojoom.com / Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

 
< Önceki   Sonraki >